Akbucak Köyü'nün Tarihi
Akbucak Köyü'nün kuruluşu 93 Harbi olarak ile bilinen 1877-1878 yıllarına dayanır. Bu savaş Kafkasya Valisi Grandük Mihail Nikolayeviç'in komutasındaki 75.000 kişilik Rus ordusu ile Ahmed Muhtar Paşa'nın komutasındaki 20.000 kişilik Osmanlı ordusu arasında başlamıştır.
03.12.2010 02:46
663 okunma

1877-1878 OSMANLI RUS SAVAŞI (93 HARBİ)

Akbucak Köyü’nün kuruluşu 93 Harbi olarak ile bilinen 1877-1878 yıllarına dayanır. Bu savaş Kafkasya Valisi Grandük Mihail Nikolayeviç'in komutasındaki 75.000 kişilik Rus ordusu ile Ahmed Muhtar Paşa'nın komutasındaki 20.000 kişilik Osmanlı ordusu arasında başlamıştır. Rus ordusunda Kafkas Valisinin emri altındaki komutanların çoğunluğu (Beybut Şelkovnikov, Mihail Tarieloviç Loris-Melikov, İvan Davidoviç Lazarev ve Arşak Ter-Gukasov gibi) Ermeni asıllı idi ve Rusya’nın kendi geliştirdiği Toplarla donatılmıştı. Osmanlı Ordusunun elinde ise İngiliz yapımı Toplar bulunuyordu.

Kafkasya cephesinde Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki Osmanlı birlikleri, Ermeni asıllı General Loris-Melikov komutasındaki Ruslara karşı uzun süre direndi. 27 Nisan 1877'de Doğubeyazıt, 17 Mayıs'da ise Ardahan Ruslarca işgal edildi. Halyaz ve Zivin'de Rus orduları yenilgiye uğradı. Gedikler (25 Ağustos) ve Yahniler (4 Ekim) çarpışmaları Osmanlıların zaferiyle sonuçlandı. 15 Ekim'deki Alacadağ Muharebesi'nde Ruslar takviye ile Osmanlı savunma hattını arkadan çevirdi ve Osmanlı'nın 5.000 askeri şehit ya da gazi, 8.500 askeri ise savaş esiri oldu. Kafkas cephesindeki Osmanlı kuvvetleri çözülmeye başladı. Kasım 1877'de Kars'ı ele geçiren Rus Orduları Erzurum'a yöneldi. Ahmed Muhtar Paşa Kars-Erzurum arasında kurduğu savunma hattında kış koşullarını iyi değerlendirerek üstün bir savunma savaşı verdi. Nene Hatun ve diğer Erzurum’lu vatandaşların Aziziye Tabyası'nda büyük bir cesaretle yaptıkları savunma 93 Harbi'nin unutulmayan anlarını oluşturdu. Erzurum Rusların eline geçti. Savaşın bitmesinden sonra Rus ordusu Erzurum'dan geri çekildi ama Kars, Ardahan, Rize, Artvin ve Batum Berlin Antlaşması'yla Rusya'ya bırakıldı. Bu şehirler, yeni Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin Sovyetler Birliği ile 16 Mart 1921 tarihli Moskova Antlaşması'na kadar Rusya'nın elinde kaldı.

AKBUCAK KÖYÜ KURULUŞU

Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında, Balkanlar ve Kafkasya'dan Anadolu'ya 1 milyondan fazla insan göç etmiştir. Bu göçler sırasında o dönemde Kars'ın Göle ilçesine bağlı olan Şeref Köyü’nden göç eden bazı aileler bugünkü Akbucak Köyü bölgesine yerleşmişlerdir.

Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Belgelerine göre(BCA, 30.18/68.75.17) 15.10.1936 tarihinde Doğu bölgesindeki hayvanların ıslahı için gerekli olan damızlık yetiştirme ve büyütme istasyonlarının inşası amacıyla hazineye Şerefiye(Şeref) Köyü, Kars merkez kazasına bağlı Cılavuz mevkiindeki Akpınar ve İsa Çayırlarının inekhane, tay çiftliği ve büyütme istasyonları kurulmak üzere Ziraat Vekâleti’ne tahsis edilmesi kararlaştırılmıştır.

Doğu Anadolu hayvancılığının geliştirilmesi için Üçüncü Umumi Müfettişlik tarafından hazırlanıp Başvekil İsmet İnönü’ye sunulan 7 Ekim 1936 tarihli raporda, Kars’ta ardene, yarım kan ve orlof safkan atı yetiştirilmesi, Rusya’dan orlof aygırı, yüksek kaliteli katır yetiştirmek amacıyla Kıbrıs’tan merkep aygırı satın alınması, Göle Kazası’ndaki Şeref İnekhanesi damızlık kadrosuna iyi evsaflı 50 baş malakan kısrağı ilave edilmesi tavsiye edilmiştir. Raporda ayrıca, bölge hayvanlarının Rusya’dan başka ülkelere de ihraç edilebilmesi için yeni alıcı bulunmasının, İstanbul piyasasına hayvan götüren doğu bölgesi celeplerinin nakliye, mezbaha, iskele vb. masrafları yüzünden mağdur olmamaları için korunmalarının, bölgede et konserve fabrikası ve sığır yetiştirme çiftliği kurulmasının, bölgedeki baytar kadrolarının ve koyun soylarının arttırılması ve düzeltilmesinin, hirik cinsi koyunların yünlerini B derecesine çıkaracak bir kurumun ve et koyunu olan safkan karamanın yetiştirilmesi için bir numune ağılı inşa edilmesinin yararlı olacağı ifade edilmiştir.(BCA, 30.10/48.312.5)

Yaklaşık 15 yıllık inançlı ve azimli bir mücadele sürecinin ardından 1938 yılına gelindiğinde Milli Mücadele’nin başlarında %40’lara ulaşan telefata neden olan bulaşıcı hayvan hastalık vakaları minimum düzeye inmiştir. 1923 yılında yaklaşık 17.210.000 adet olan toplam hayvan varlığı 1937 yılı sonu itibarıyla 50.352.000’e, aynı yılda canlı hayvan ihracatından elde edilen gelir 3.005.601, yapağı, kıl ve tiftik ihracatı geliri 12.700.654, ham deri geliri 3.015.272, yaş ve kuru barsak ihracat geliri 1.367.988 liraya ulaşmıştır.( BCA, 30.10/24.138.15.).
(Detay için: akademik.mu.edu.tr/data/06020000/resim/file/24-13-MEHMET%20TEMEL.doc)

Göle’nin kapısı olarak nitelen ve Şeref Yaylası olarak anılan bu bölgedeki TİGEM(Tarım İşleri Genel Müdürlüğü) kontrolünde İnekhane ve Zooteknik Araştırma Merkezi ,1999 yılında zarar eden kitler arasına alınarak ihale usulü 30 yıllığına KOÇ-ATA grubuna kiralandı. Başarısız bir girişim niteliği taşıyan bu ihale daha sonra feshedilerek yeniden düzenlenen bir ihale ile Göle’li girişimcilerden oluşan MERA TARIM A.Ş.’ye 49 yıllığına kiralandı. Ancak bu girişimde başarısızlıkla sonuçlanmıştır.(Detay için tıklayınız)

Bu kamulaştırmayla birlikte Şeref Köylü’lerinin büyük bir kısmı Ardahan iline 50 km, Göle ilçesine 26 km uzaklıkta bulunan Günorta Köyü’nden (eski adıyla Kızılkilise) ve Ardahan iline 62 km, Göle ilçesine 17 km uzaklıkta bulunan Serinçayır Köyü’ne (eski adıyla Çölpenek) göç ederken, bir kısmı da İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlere göç etmek zorunda kalmışlardır.

Akbucak Köyü’nün kuruluşunun ilk yıllarında Köy Muhtarı, Şah İsmail Ağa olarak bilinen Köyün ağası tarafından belirlenirdi. Bu anlamda yaklaşık olarak Rumi 1300(Miladi 1885) yılında Şah İsmail Ağa tarafından Ezo Lakaplı Aziz Muhtar olarak belirlendi.
Şah İsmail Ağa tarafından tayin edilen muhtarlar sırasıyla şunlardır:
1- Aziz (Ezo)
2- Süleyman Altan (Silo Hoca)
3- Mehmet Korucu
4- Şevket Akarsu
Bu süreçte köye görevli olarak gelen kamu görevlileri ve misafirler Şah İsmail Ağa tarafından ağırlanır ve ihtiyaçları giderilirdi.

Sonraki süreçte 1968 yılına kadar Köy Muhtarı, köyün büyükleri tarafından belirlendi. Bu anlamda göreve devam eden muhtarlar:
5- Yusuf Coşkun
6- Necip Çoşkun
7- Bedri Dursun
8- Ali Özden

Yerleşim yerinin köy tüzel kişiliğini alması ile birlikte köy muhtarlık seçimleri de başlamıştır.

 

Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

1968 – Hüseyin Öztürk (vefat etti 2006 )
1972 - Musa Işıksoy (vefat etti 1996 )
1977 - İhsan Öztürk
1979 - Aslan Yücel
1984 - Muzaffer Tekin
1989 - Muzaffer Tekin
1994 - Muzaffer Tekin
1999 - Muzaffer Tekin
2004 - Muzaffer Tekin
2007 - İlhami Tursun

 

ALT YAPI
Köyün kuruluşunun ilk yıllarında ulaşım, Büyükören, Gedikhasanlı, Sivri, Alişar köylerini birbirine bağlayan toprak yol ile sağlanmıştır. Bu süreçte en büyük problem yolu ikiye bölen Kanak Çayı olmuştur. Bu dönemde sazlıklarla kaplı Kanak Çayı’nın etrafında kaybolan bir hayvan, yüksek bir yere çıkılarak hareket eden sazlıklara bakılarak tahmin edilir ve o bölgelerde arama yapılırmış.

Köyün bugünkü ekim alanlarının büyük bir kısmı ise bakımsız mera niteliği taşırken o günün zor şartlarında ıslah edilmiş ve ekilebilir hale getirilmiştir.

Ulaşımda en büyük problem ise köyün yolunu ikiye bölen Kanak Çayı olmuştur. O dönemde Şah İsmail Ağa önderliğinde, Burunkışla köyünden getirilen beyaz taşlarla Ermeni asıllı köprü ustaları tarafından Akköprü inşa edilmiş ve ulaşımda büyük bir rahatlama sağlanmıştır. Daha sonra bu köprü, Osmanlı-Rus savaşında Rusya’da yaklaşık 11 yıl savaş esiri kalan ve orada köprü inşaatlarında çalıştırılmış olan Şerif Usta(Şerif Cansoy) tarafından yeniden düzenlenerek daha sağlam bir hale getirilmiştir.

Beyaz taşlarla inşa edilmiş olan bu köprü ve sazlık niteliğindeki kanak çayının özelliğinden dolayı köyün ismi Akbucak olarak konulmuştur. Halen köprünün alt kısmında kalan bölge Aşağı Bucaklar olarak anılmaktadır.

İhsan Öztürk’ün muhtarlığı döneminde, Sarıkaya ilçesiyle bağlantıyı sağlayan toprak yolun asfalt olması ve elektriğin köyümüze getirilmesi için girişimde bulunulmuş ve yine onun döneminde Fahri Öztürk’ün katkılarıyla bürokratik işlemler tamamlanmıştır. İhsan Öztürk’ün istifasıyla birlikte, 1.Âzâ konumundaki Aslan Yücel’in muhtarlığı döneminde de söz konusu işlemler tamamlanmıştır.

Göç sonrasında Şah İsmail Ağa tarafından 2 adet köy çeşmesi yapılmıştır. Bunlardan birincisi Ahmet Efendi olarak bilinen Ahmet Öztürk (Eşi Tamaşa Öztürk'tür)' ün evi(Günümüzde bu konut rahmetli Aytekin'e aittir) ve rahmetli İdris Şahin' in evinin arasında bulunmaktaydı. Günümüzde bu çeşme maalesef kaldırılmıştır. Diğer ikinci köy çeşmesi ise eskiden Halit Kılıç'a ait olan Köy odasının önünde bulunmaktaydı. Ancak maalesef bu çeşme de günümüzde bulunmamaktadır.

Ali Özden'in muhtarlık yapıtğı dönemde ise yine 2 adet köy çeşmesi daha yapılmıştır. Bunlardan birisi Cahit Ersoy'un evinin duvarının bitişiğinde, diğeri ise Şevket Ağa(Şevket Akarsu)'nın evinin yanında bulunmaktadır. Günümüzde her iki çeşme de halen kullanılabilir durumdadır.

Merhum Musa Işıksoy'un muhtarlık yaptığı dönemde köyde ilk sulama kanalı yapılmıştır. Sulama kanalının kaynağı Selimli Köyü'ne ait üzüm bağlarında yer alan ve Kanak Çayı üzerinde inşaa edilmiş olan benttir. Uzun bir süre kullanılan sulama kanalı daha sonra bakımsızlık nedeniyle kullanılamaz hale gelmiştir.

Hüseyin Öztürk'ün muhtarlığı döneminde iki adet köy çeşmesi daha yapılmıştır. Bu çeşmelerden birisi İsmet Taşkın ve Mehmet Erkan'nın evinin arasında bulunmaktadır. Diğeri ise merhum Ali Faik Öztürk'e ait köy odasının hemen karşısına yapılmıştır. Yine Hüseyin Öztürk'ün muhtarlığı döneminde köye ait içme suyu şebekesi yapılmış ve her eve içme suyu getirilmiştir. Son yapılan iki köy çeşmesinin su kaynakları şebeke suyu için kullanıldığından söz konusu köy çeşmeleri kullanılamaz duruma gelmiştir. Köyde içme suyu halen yapılan bu şebekeden sağlanmaktadır.

EĞİTİM-ÖĞRETİM
Göç sonrasında maaşı Şah İsmail Ağa tarafından karşılanmak üzere Arap asıllı bir öğretmen görevlendirilmiştir. Uzun yıllar boyunca Akbucak Köyü'nde görev yapmıştır. Bu süreçte komşu köyler de bu eğitimden yararlanmıştır. O dönemde eğitim Osmanlıca olarak Kara Mevlüt lâkaplı şahsın evinin bulunduğu bir oda da yapılmıştır.

Harf Devrimi'nden sonra yine maaşı Sah İsmail Ağa tarafından karşılanmak üzere Alcı Köyünden Kasım Öğretmen görevlendirilmiştir. Öğretim bugünkü latin alfabesiyle, Ahmet Efendi olarak bilinen merhum Ahmet Öztürk'ün Köy Odasında (Günümüzde burası konut olarak kullanılmakta ve Aytekin'e aittir) 3 yıl devam etmiştir.

Sonraki bir yıllık dönemde Fevzi Öztürk'ün Kayınbabası olan ve Çerkez Hoca lakabıyla anılan şahıs tarafında aynı yerde dersler devam etmiştir. Yine maaşı merhum Şah İsmail Ağa tarafından ödenmiştir.

Sonraki iki yıllık dönemde ise köy öğretmensiz kalmış; ancak öğretim, düzenli olmamakla beraber merhum Bahri Öztürk tarafından devam ettirilmiştir.


1957 yılında yaptırılan 2 derslikli okul ile birlikte öğretim, Akbucak Köyü İlkokulu'nda devam etmiş ve sonraki dönemde bu okula 1 derslik daha ilave edilmiştir.

Köydeki İlköğretim Okulu'nda 1-5 sınıfları okutuluyor. Akbucak İlköğretim Okulu'nun müdürlüğünü ve öğretmenliğini 2000 yılından itibaren Cevdet Yıldız yürütüyor.
2008 yılında okulumuza Ulaştırma Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlıklarının ortaklaşa projeleriyle uydudan internet bağlantısı yapılmıştır.
Okulumuzda 3 adet bilgisayar, 1 adet projeksiyon, 1 adet tepegöz, 2 adet yazıcı 2 adet tarayıcı bulunmaktadır. Bu sayede eğitimde internetten faydalanılmaktadır. 2009 yılından itibaren okulumuzda Bilişim Teknolojileri dersi seçmeli ders olarak okutuluyor.
Okulun web sitesi : http://akbucakioo.meb.k12.tr

 

 

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
DİĞER YAZILARI
YAZARLAR
...
Programlama: Murat Kaya