Has Şâir, Has Adam: Mehmed Âkif ERSOY
Bugün İstiklal Marşı'nın kabulünün 91. yıldönümü. Merhum şair ve örnek insan Mehmed Âkif Ersoy'un "Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın" duasıyla sunduğu İstiklal Marşı'nın kabulünün üzerinden 91 yıl geçti.
Erdem Can Öztürk
12.03.2012 00:11
600 okunma
Paylaş

 Bugün İstiklal Marşı’nın kabulünün 91. yıldönümü. Merhum şair ve örnek insan Mehmed Âkif Ersoy’un “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” duasıyla sunduğu İstiklal Marşı’nın kabulünün üzerinden 91 yıl geçti. Bu vesileyle Mehmed Âkif ile ilgili iki küçük anekdotu hatırlatmak, İstiklal Marşı ve Âkif ile ilgili bazı bilgileri paylaşmak istedim.

Önce İstiklal Marşı ile başlamak gerekir sanırım. Malumdur ki İstiklal Savaşı’ndan sonra bir millî marş yazılmak istenmiş ve bu amaçla bir yarışma düzenlenmiştir. Yarışmaya pek çok şair katılmış ancak bu şairlerin marşlarının hiç biri meclis tarafından kabul görmemiştir.

Âkif ise millî marşın sonunda para ödülü olan bir yarışma için yazılamayacağı inancıyla yarışmaya katılmamıştır. Bunun üzerine yarışma şartları değiştirilmiş ve Âkif’in kazanması durumunda para ödülünün kendisine verilmeyeceği taahhüdüyle Âkif millî marş yazmaya ikna edilmiştir.

İstiklal Marşı işte bu taahhüt üzerine Âkif tarafından kaleme alınır. Âkif’in şiiri mecliste okunduğunda tüm vekillerin tüyleri diken diken olur, büyük bir alkış kopar ve bu şiir ilk seferde millî marş olarak kabul görür. Ömrü boyunca geçim sıkıntısı çeken Âkif ise ödülü ön şart olarak sunduğu üzere kabul etmez ve yukarıda da değindiğim “Allah bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” duasıyla meclise sunar.

İstiklal Marşı’nın Osmanlı Türkçesi ile yazılmış  metninin üzerinde “Kahraman ordumuza” notu vardır. Ancak şiire dahil olmayan bu ibare bugün marş metninde yoktur. İstiklal Marşı’nın en çok tenkit aldığı nokta giriş cümlesidir. Türk millî marşı nasıl olur da “’Korkma’ ibaresiyle başlar”, “Türkler korkak değildir” eleştirileri hep var olmuştur. Aslında bu cehaletin ve Âkif’i tanımamanın bir neticesidir. Âkif millî ve mânevî duygularla yüklü, İngilizce, Fransızca, Farsça ve Arapçayı iyi derecede bilen, Kur’an tefsir edebilecek kadar dînî bilgiye sâhip örnek ve kâmil bir insandır. Ve “Korkma” diye başlayan şiirinde İslam tarihine, Hz. Peygamber’in (S.A.V.) Hz. Ebu Bekir’e (R.A) söylediği bir söze telmih (gönderme) vardır. 

Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Mekke’den Medine’ye göçerken yolda Hz. Ebu Bekir’i (R.A.) endişeli görür ve ona “Korkma, Allah bizimledir!” der. Merhum şair Mehmed Âkif ise bu “KORKMA” sözünü alır ve millî marşın ilk kelimesi yapar!

O Âkif ki tevazuun, güvenin, sadakatin ve nice yüce hasletin en güzel tecellisiyle malumdur.

Taşınacak bir arkadaşına, onu uğurlamaya gideceğine söz verir. Taşınma gününün yağmurlu olması dolayısıyla arkadaşı Âkif’in gelmeyeceğini düşünür ve yola çıkar. Âkif ise yağmurlu havada yola erken çıkan arkadaşına 2 saat sonra yetişir, “Uğurlar ola” der ve döner. Arkadaşı mahçup, “Âkif, geleceğini hiç tahmin etmedim, çok yağmur yağıyordu” dediğinde “Ben söz verdiğimde yaparım” cevabını alır. Mehmed Âkif’in verdiği sözün sonunda kadar arkasında olduğuna en iyi misaldir belki.

Yine bir gün Âkif’in evine misafir gelir. Bahçede oynayan çocuklardan gelen gürültü misafir Fatin’i rahatsız eder. Çocuklardan birine bir tokat atar Fatin. Âkif kızgın “Ne yapıyorsun sen Fatin!” der. Fatin, “Üstad, bunlar senin çocukların onu anladık, lakin bu kim, niye bu kadar yaramazlık yapıyor?” der. Âkif yaşlı gözlerle: “Sakın o çocuğa bir daha dokunma Fatin, savaş yıllarında bir arkadaşımızla sözleştik, ben ölürsem benim çocuklarım onun olacaktı, o ölürse onun çocukları benim… O arkadaşım öldü Fatin, şehîd oldu…Sakın o çocuğa bir daha dokunma!”Maddiyata önem vermeyen, maddi çıkarlar uğruna kimseye eğilmeyen Âkif, kendi ailesini bile geçindirmekte güçlük çekmesine karşın verdiği sözü unutmamış ve arkadaşının oğlunu yanına almış, kendi oğlullarından ayırmamıştır hiç…

İşte İstiklal Marşı’nı ancak böyle bir şair yazabilirdi zaten. Ruhun şâd olsun yüce şair, senin ifadenle “Seni ancak ebediyyetler eder istiâb”…

 

ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Şiirinden

Asım'ın nesli diyordum ya... Nesilmiş gerçek 
İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar 
O rükû olmasa dünyâda eğilmez başlar 
Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor
Bir hilâl uğruna yâ Rab ne güneşler batıyor
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker 
Gökden ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer 
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhîdi 
Bedr'in arslanları ancak bu kadar şanlı idi 
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın 
'Gömelim gel seni tarihe' desem sığmazsın
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb 
Seni ancak ebediyyetler eder istiâb... 

Saygılarımla...
Erdem Can Öztürk

...
Yorum Ekle
Adınız :
Başlık : Yorumunuz :
Dikkat! Suç teşkiledecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
YAZARLAR
Haber Akışı
Programlama: Murat Kaya